Sunday, August 13, 2006

Zagreb Graffiti


















ZAGREB GRAFITI

Hırvatistan 1992 yılında bağımsız olmuş ve 2010’da AB’ye girmesi planlanıyor. Başkenti Zagreb olan ülke Sırbistan’dan sonra bölgenin en milliyetçi ülkesi. Eski bir Yugoslavya cumhuriyeti olan Hırvatistan’a 2006 Ağustos ayında 2 haftalığına gittim, Zabreb’te sadece bir gün kalmayı planlıyordum ancak sokaklardaki grafiti’leri gördükten sonra bir haftaya yakın kalmaya karar verdim.

Şehir merkezinde geceliği 25 euro’ya kocaman ve her türlü konfora sahip şık bir ev kiraladım, Antalya’da küçücük bir otel odasının 100 dolar olduğunu düşünürsek Hırvatistan’ın hala çok ucuz bir ülke olduğu açıkça ortaya çıkıyor.

Biraz bakıma muhtaç Viyana görüntüsüne sahip Zagreb, Art deco binaları, geniş meydanları, heybetli heykelleri, göz kamaştırıcı parkları, müze kadar güzel tren ve otobüs istasyonları, saray kadar büyük tiyatro binaları, Manet, Degas ve Kuzey Rönesansı ressamları ile dolu müzeleri yanında sokak sanatıyla gözlerimi kamaştırdı.

Grafiti’nin her çeşidi, az sayıda sticker ve poster, stencil ve tag’ler şehri baştan aşağı sarmış durumda. Zagreb’li sokak sanatçıları çok iyi organize olmuşlar, 2001 yılından beri ZGBKAOS adlı online bir dergi çıkartıyorlar. ZGBKAOS un ilk sayısı tag’lere adanmış. Daha doğrusu tag’lerin kötülüğünden duyulan rahatsızlığa. Zagreb her yanı taglerle kaplı ve grafiti’den çok iyi anlayan Hırvat ustalar, bu tag’lerin acemiliğinden ve amatörlüğünden oldukça rahatsızlar. Tag yapmadan önce bu işe merak saranların çok fazla pratik yapmaları gerektiğini, işin ustası olmadan yapılan tag’lerin vandalismden baka hiçbir anlam ifade etmediğini vurguluyorlar. İyi yapılmış taglerde kötü yapılmış olanlar kadar çok sayıda Zagreb’te, ancak birisi var ki bu iyi yapılmış tagleri rezil etme ustası. Eline aldığı tebeşir ya da beyaz boya ile tüm taglerin üstüne Komunist, Pleka, Debil, Eko Faşist, Idiot, Kreten, Fuk, Picka, Crkni yazan bu kişi grafiti severlerin çok büyük tepkisini topluyor. Grafiti severliğe yeni başlayan birinin gözünden kaçabilecek bir ayrıntı bu. Ancak ZGBKAOS dergisi bu kişinin muhtemelen a) yapacak hiçbir işi olmayan bir gerizekalı b) İstediği kadar seks yapamayan aşırı sağcı bir kız ya da c) Bertolt Brecht’in Kafkas Tebeşir Dairesi ile kafayı bozmuş bir yaşlı vatandaş olabileceği hakkında fikir yürütüyorlar.

Krizaniceva, Zagreb’te grafitinin efsane mekanı. Bu bir okul ve okulun iç ve dış duvarları, avlusu, hatta çöp tenekeleri Hırvat grafitisinin en muhteşem örnekleriyle baştan aşağı süslenmiş durumda. Aphera, Gene, Askte, Braco, Dock, Eliot, TNT, Kobra, Lunar, Juice &Lirik, Tar1, Tar2, Tar3,Tar4,Tar5, Hrne, Srp & Çekiç, Kontenjer gibi başarılı ve ünlü isimlerle okulun öğrencileri göz kamaştırıcı çalışmalara imza atmışlar. Ancak şu günlerde bu grafitilerin üstlerinin boyanması yani yok edilmeleri söz konusu. Sokak sanatını, grafitiyi suç ve vandalizmle ilişkilendiren cahil beyinler Hırvat sokak sanatçılarının yoğun eleştirileriyle karşı karşıya kalmış durumdalar. Okulun müdiresi ağır şekilde eleştiriliyor ve genç çocukların eğitim gördüğü bir okulda değil yaşlılar yurdunda müdire olmasının daha uygun olabileceği söyleniyor.

Grafitinin Zagreb’den sonraki en önemli merkezi Split 1998 yılında jam adı verilen ortak bir grafiti çalışmasına sahne oluyor. Bu ortaklığa jam adı pek çok caz müzisyenin bir araya gelerek doğaçlama çalıştığı jam session’lardan esinlenilerek verilmiş. 2000’li yıllardan itibaren Zagreb pek çok grafiti jam session’a ev sahipliği yapmış. Yukarıda saydığımız yazarlara ek olarak Aster, Eliot, Leon, Rekbu, Oman, Storm, Samo, Tyler, Hiena, Gin gibi önemli yazarlarında katılımıyla; Krizaniceva Lisesi, Rotor tren istasyonu, Ferenscica Lisesi’nin oyun bahçesi, jam session’larla baştan aşağı grafiti ile kaplanmış. Bosna, Almanya, İtalya, Slovenya gibi diğer Avrupa ülkelerinden yazarlar da bu jam session’lara katılmışlar. Hırvatistan’ın en büyük hip hop starı Stoka bu jam’lerden birinde albümünü tanıtma fırsatı bulmuş, Ivana Kindle adlı caz müzisyeni de Sax Club adlı caz mekanında konserler vererek ortak sinerjiye katkıda bulunmuş.

Hırvatistan her ne kadar grafiti cenneti gibi gözükse de otorite her zaman sokak sanatının karşısında olmaktan geri durmaz ve grafiticilere savaş açmak için hiçbir fırsatı kaçırmaz. Yazarlar birazda bu savaşla mücadele edebilmek adına bombing tarzını geliştirmişler. Bombeli yuvarlak harflerin hızlıca duvara yazılması anlamına gelir bombing. Bombeli harfleri yazmak kolaydır, alışkanlık kazanmış olan yazarlar her yeri hızlıca kısa süre içerisinde bombalayabilirler. İşte bu yüzden Zagreb’te tren istasyonları, okul binaları gibi merkezin dışında kalan yerler rengarenk resimlerle süslenebilse de aynı şeyi şehir merkezi için söyleyebilmek o kadar kolay değil. Şehir merkezinde en fazla göze çarpan tarz bombing tarzı. Tito, Zak, Suo, Krea, Saint, Teask, PR, … , Ovca, Oman, Mein, Iman, Burek, Keor, In, Noir, Monet en önemli bombacılar. Dikkat ettiğiniz gibi çoğunun ismi PR gibi IN gibi kısa sadece iki harf hatta bir yazar sadece … ( üçnokta) adını kullanıyor ve evet Burek, börek demek Zagreb’te adım başı bir börekçi var zaten. Osmanlı’nın Balkanlar’a nadir katkısı mutfak alanında olmuş.

Komünist rejimden sonraki daha rahat ortamda grafiti yazarı olan Zagreb’liler çok iyi organize olmuşlar, yeteneklerini parlatıp, stillerini oluşturmuşlar, 90’ların sonunda ve 2000’lerin başında bir dergi kitapçıkta çıkartmışlar ve 40 kuna fiat koymuşlar (yaklaşık 6 euro). 5 sayı yayınlayabilmişler, ancak sokaklarda her zamankinden de daha aktifler. Stilleri o kadar güçlü ki ben sokaklardaki yazarların kimliklerini araştırırken o yazarlardan bazılarının grafitinin Mekke’si Berlin’den misafir gelmiş olabileceğini tahmin etmemiştim. Kısacası bu işe yeni başlayan Hırvat’ların Alman’lardan aşağı kalır bir yanı yok.

Sokak sanatı ve grafiti özgürlüğün, baskıya, fakirliğe başkaldırının, ezilmişliğin simgesi olduğu için ve genellikle politik pek çok önerme içerdiği için en heyecanlı çalışmalar ikiye bölünmüş Berlin’de ortaya çıkmış, Buenos Aires, Sao Paolo, Rio de Janeiro gibi şehirlerin sokak sanatlarındaki heyecan bu ezilmişlik ve fukaralığa başkaldırının simgesi. Hırvatistan sokak sanatı ise biraz daha farklı. Sanki mevcut herhangi bir baskı rejiminden çok yakın zamandaki sevimsiz iç savaştan kurtulmanın sevincini ve coşkusunu yansıtıyor gibi. Kutlama gibi, bitmek tükenmek bilmeyen bir şölen gibi. Ancak her yerdeki sokak sanatı gibi özgürlük, çok renklilik, çok seslilik ve coşku alabildiğine yansıyor Zagreb sokak sanatından. Zagreb sokak sanatını en yakın bulduğum sanat tarzı caz müzik. İşte bu yüzden gözlerimi duvarlarından alamadığım Hırvatistan’da sokaklar caz kadar özgür, caz kadar özgün.


Cemal Akyüz
Ankara 2007

SPLIT / August 2006



ZAGREB / August 2006



Croatia / August 2006